Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın..
Mayıs 23, 2012, 04:17:41 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
Duyurular:
 
Ana SayfaYardımAraGiriş YapKayıt

Reklamlar
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır


Gönderen Konu: Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın..  (Okunma Sayısı 731 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
 
aksi_istikamet
Ferhat
Administrator
Yeni Üye
*****

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 6667


www.beyazesyaserviscim.com

Bana Dair


WWW E-Posta
« : Haziran 22, 2009, 11:52:17 ÖS »

Bana, beni soran olmadı hiç.. Sen, beni benden değil, hep başkalarından öğrendin.. Beni benimle tanımaya yeltenmedin hiç, hep başkalarının kendine göre doğru olan değerlendirmeleri ile tanıdın varlığımı.. Beni tanımak istiyorsan neden gelip benimle konuşmuyor da başkalarına danışıyorsun...? Neden beni bana değil de başkalarına soruyorsun? Diye soracak olsam.. Bunu sana sorsam! Cevabın “Herkes böyle yapıyor. Bütün insanlar, tanımak istedikleri insanı, onun çevresindeki insanlardan öğreniyor, ne var bunda” diye çıkışacaktın, biliyorum.. İşte o yüzden, ben sana herkes gibi biri geleceğim hep.. Çünkü sen, beni sıradan insanlardan öğrenmiş olacaksın..? Sırdan insanların kayıtsız ve anlamsız değerlendirmeleri ile tanıdın beni.. Sen bana herkes gibi biri pozisyonunda kalacaksın hep...

Sen, beni, benimle yaşamadın hiç, hep başaklarıyla yaşadın.. Ben, seni, seninle yaşamadığım, konuşmadığım, paylaşamadığım gibi; kendimle dahi yaşayıp tadamadım... Beni sorduğun, beni anlattığın insanlar, beni senin tanımak ve yaşamak istediğin gibi görmediler ki hiç..! Beni araştırdığın, öğrenmek istediğin insanlar, beni sana olduğum gibi anlatamazlar ki.. Çünkü onlar tanımıyorlar beni, bilmiyorlar.. Sadece tanıdıklarını, bildiklerini, iç dünyamı hissedebildiklerini sanıyorlar...

Benim, tüm samimiyetimle bire bir ruhumu tanımlama şansım olmadı hiç.. Beni paylaşacak denli güçlü bir kişilik, ruhumu kaldırabilecek güçte dirençli bir ruh yok gibi bu coğrafyada.. Aklın, ilmin, felsefenin, psikolojinin, hayatın ve aşkın coğrafya sınırlarında yaşayan bir kaçığı tanımlamak kolay mı sanırsınız..! Bazen, neden bana gelmiyor, neden yaklaşmıyor, neden beni bende yaşayarak öğrenmeyi denemiyor diye çok kızıyorum sana ve diğer insanlara.. Çok kızıyorum hayata.. Bana gelmelisin, benim ruh’yurduma, bayrak direğini, bağımsızlığını yüreğime sapladığım, yaşadığım şahsi özerk coğrafyaya, gönül ülkesine.. Bana gelmelisin, benim ruh’yurduma, bayrak direğini yüreğime sapladığım, yaşadığım şahsi özerk coğrafyaya, gönül ülkesine gelmelisin.. Yoksa, boş...

Bana gel, hayatın yalanlarından, riyakarlıklarından, kötülüklerinden, iğrençliklerinden, insanın insanı hor gördüğü, insanın insanlık üstünlüğüne ayrıca bir üstünlük koymaya çalışan insanlığın dünyasından çık ve bana gel.. İçinde yaşadığım şahsi özerk coğrafyama gel.. Benim kuralsız yaklaşımlarım, örfsüz, adetsiz, çıkarsız, maddiyatsız gerçek benliğime, derin ömrüme, dipsiz ruhumun renklerine gel.. Başkalarına tam olarak tattıramadığım, kimselerin kıvamına gelmesine sabır gösteremediği engin güzelliklerimi keşfetmen için iç dünyama gel..

Sen olsun ruhumun kapılarından içeri gir, kendin gör, kendin yaşa ve kendin değerlendir beni.. Kendimi tanıtma şansım olmadı bire bir çoğu zaman.. Yazdığım gazetedeki satırlarımda, gece programları yaptığım radyoda, şiirlerimde, hazırladığım röportajlarımda, konuk olduğum televizyon programlarında; yani kısacası stüdyo ruhumla, yani bir balığın akvaryum hayatına benzer bir ruh haliyle; o kısacık zaman dilimlerinde kendimi sana nasıl ifade edebilirdim ki..!

Şans kader baş başa kaldığım insanlarla dahi uzun uzun suskunluklar yaşadım hep.. Baş başa kaldığım insanın kafasında dönen, benim adıma başkaları tarafından anlatılanları, yanlış edinilen fikirleri, hakkımda düşündüklerini, bana nasıl yaklaşacağı konusunda yaşadığı tedirginlik ve bocalamaları düşündüm.. Herhangi bir dostla veya özel biriyle baş başa kaldığımda karşımdaki insanın tüm bilinç altının, duygularının, yaklaşımlarının, beni değerlendirme yargılarının nasıl değiştirilebileceğini..

Bunu başarıp başaramayacağımla didindim.. Beni tam anlamıyla tanımayan, beni hissedememiş veya başkalarından edinme söylentilerle, kulak duyumları ile beni tanıdığını zanneden insanlarla diyaloga nereden nasıl başlayacağımın şaşkınlığını çok yaşadım.. Böyle durumlarda kaldığımda uzun zamanlara ihtiyaç duydum.. Bir çokları, bu zamana tahammül edemeyip uzaklaştılar.. Ve en çok, çekip giderlerken, kafalarında var olan hakkımdaki yanlış düşünceler ve fikirlere değil, bu denli sabırsız olduklarına üzüldüm.. Ve gidenler, yanlış izlenimlerle bildiler beni hep...

Halbuki, hepimizin zamana ihtiyacı vardı.. Oysa, güçlü ve sabırlı davranmalıydık birbirimize karşı.. Ama böyle olmadı genelde.. Kafalarımızdaki yalan yanlış bilgileri yeterli bulup her şeyi akışına bıraktık.. Kendimi tüm inceliklerimle hissettirebilmem için doğal ortam gereksinimim vardı çünkü.. Tıpkı vahşi veya doğal yaşam ortamından kopartılan bir hayvanın zoraki alıkoyulduğu kafeslerde, sirklerde, insan elinde başkalaşıp, bocaladığı gibi.. Bana kimseler bir şey sormuyordu çünkü.. Aynı masada, aynı ortamda, barda, deniz kıyısında, meyhanede günde en ez üç kez göz göze gelip selamlaştığımız insanlarla konuşmuyor, susuyorduk.. Gidip başkalarına soruyorduk göz göze geldiğimiz insanları.. Ve hep yanlış ve eksik bilgileri yeterli bulup, asla tam anlamıyla tanışıklık yaşamıyorduk...

Benim yerime hep başkaları anlatıyordu beni, yalan yanlış bilgilerle.. Başkalarına çok asabi olduğumu anlattıklarını öğrendim üzülerek.. Alkole olan düşkünlüğümü gereğinden fazla abartılmış buldum anlatılanlardan.. Üstelik sigara tiryakiliğim aşk derecesinde güçlü bir duygu olarak söylenmiş.. Sorumsuzun teki olduğumu, başına buyruk bir hayat sürdüğümü söylemiş birileri birilerine.. Tuhaf sözler ettiğim, anlaşılmaz yazılar yazdığım, megaloman olduğum salık verilmiş.. Radyoda program sırasında alkol aldığım, gündüzleri yaşayan bir ölü gibi göründüğüm, geceleri ise hiç görünmeyip ortalardan kaybolduğum söylenmiş birilerine.. Her şey bir yana beni en çok yaralayan söz: Çok çabuk aşık olup çok kısa sürede unuttuğum oldu ne yazık.. Şiire düşkünlüğüm ve şiirsel bir tavırda yaşayışım, anlaşılamadığından olsa gerek, psikolojik sorun olarak nitelendirilmiş, ne tuhaf.. Hoş, hayat devam ediyor, aldıracak değilim...

Sokakta karşılaşıyor, selamlaşıyor, hatta bazen göz göze gelip bir an olsun öylece takılı kalıyor, sonra yüzlerimizi birbirimizden çevirip hemen uzaklaşıyorduk aynı havayı soluduğumuz mekanlardan.. İnsan, insanı bizzat kendisine değil, gidip bir başkasına soruyordu bu coğrafyada.. İnsan, insanı, mertçe karşısına çıkıp bizzat ilgili kişiden değil, onu hiç tanımayan ve hatta nefret eden, düşmanca duygular besleyen kişilerden öğreniyordu.. Dostlarımızla, arkadaşlarımızla, arada bir rast gele buluşup ayak üstü laflaştığımız onca insanla esaslığımızı, bütünlüğümüzü, ruhumuzun derinliklerini birbirimizden kaçırıyorduk hep... Çünkü, biliyorduk ki, herkesin kafasında, hakkımızda yalan yanlış düşüncelerin hakimiyeti mevcut.. Bu düşünceleri değiştirmek için mücadele gerektiriyordu hayat; oysa bizim bunlarla uğraşacak pek bir zamanımız olmuyordu hiç.. Çünkü hayat Zap suyu gibi akıp gidiyordu.. Çoğu şeyi yaşamaya zamanımız olmuyordu.. Buna rağmen sana vakit ayırmak için elimden geleni yaptım, sen bunu asla fark edemedin.. Hiç uyanamadın, görmedin...

Herhangi bir dostumla karşılaştığımda, ya da, ben bilerek aynı noktada buluşmak için çaba gösterdiğimde, karşımdaki insan bu rastlantının kesinlikle bir tesadüften ibaret olduğunu sansa bile, öyle değildi işte.. Çoğu kez rastlaşmalar planlardım.. Çoğu kez, biyolojik elektriğinden aldığım his ve çekim gücüyle inadına yaklaştığım insanlar olurdu.. Ve bir noktada yorulur, direncimi kaybeder, her şeyi oluruna bırakırdım; sonuçta da hiç bir şey paylaşılmaz, yaşanmazdı..

Ve bir çokları hiç tanımadıkları, tanımak için can attıkları, tanımak için her şeyi göze aldıkları insanı gidip başkalarından alıntılarla anlamaya ve tanımaya çalışırlardı bu cehennemde.. Dolayısıyla, aynı dünyada yaşayan, ama gerçek anlamda tam bir dünyalı olmayan mutatlara dönüşüyorduk birbirimiz için bu coğrafyada.. Ve dünyayı cehenneme dönüştürmüş oluyoruz böylece.. Kimse, kimselerin doğrularına inanmıyordu buralarda...

Bana içimi, ruhumu, düşlerimi ve sıkıntıları soran olmadı asla.. Anlatacak olsam, neyi nereden anlatmaya başlayacağımı şaşırırdım herhalde.. Sıkıntıları paylaşıp rahatlamaya karşı antrenmansızdım.. Ben, hüzünlü, acı taşıyan, yorgun yük gemilerinin ihtiyaç ve dinlenme molası verdiği limanlar gibiydim hep.. Kendi kendime atlattım her acıyı.. Hep dinleyen konumunda oldum, anlatan değil hiç.. Her şeyi dinledim, anlamak için, algılamak tanımak için ve acı veren yüklerini paylaşmak için belki... Ama, tam anlamıyla kendimi ifade edebilme şansı yakalayamadım hiç.. Çünkü insanlar, bana karşı anlatmayı tercih ettiler her daim.. Bana bir şey sormalarına gerek görmediler, ne de olsa başkalarıyla yaptıkları boş muhabbetlerde benden kırıntılar dinlemişlerdi ve bu yeterliydi onlara...

İnsanlar iç dünya kapılarımı çalmadılar hiç.. Kapılarım hep kapalıydı.. Duvarlar vardı kapıların önünde.. Puslu, nemli, rutubetli duvarlar.. Kamyonlar taş taşırdı odalarıma ve kamyonlar büyük kayalar indirirdi yüreğime.. Uykularımı başkalarının yorgunluğuna hediye ettim hep, uyumasın diye kalpleri.. Gözlerimi düşlerine emanet ettim, kötü görünmesin diye baktıkları aynalarda o değişken yüzleri.. Gözlerimi, benim gibi görebilsinler diye hayatı ve insanı onlara verdim; benim için daha sıkı tutunsunlar diye hayata.. Hep dinleyici oldum, anlatan değil.. Beni değil, hep başkalarını sordular, böyle olunca da yine ifade katamadım muhabbete.. Hatta kızdım, bana onu soracağına neden gidip onunla konuşmuyorsun diye çıkıştım ve kaçıp giden çok oldu bu tepkim karşısında.. Yine bir başıma kalmış oldum...

Bu geçici, yalan dünyada birbirimize oldukça yabancı yaşıyoruz.. Çoğumuz, hakiki anlamda birbirimizi derin duygusal ruhuyla tanımıyoruz.. Kendimize yakın olarak tabir ettiğimiz, can ciğer dost diye adlandırdığımız insanlarla bile gerçek anlamda yabancıyız birbirimize.. Çünkü, başkalarının yorumları, başkalarının değerlendirmeleriyle yaklaşmaya çalışıyoruz insan insana.. Bizi tanımayan, tam olarak bilgi sahibi olmayan insanların yorumları ve söylemleri ile değerlendiriyoruz ekseriyetle kendimizi ve başkalarını.. Hayatlarımız sürekli yalanlarla kuşatılıyor, duvarlaşıyor yalanlar.. Ben bir başkasının yalanlarıyla öğreniyorum seni, sen de bir başkasının abartılı yorumlarıyla beni.. Yabancılaşmak bu..

Hep öyle oluyor, bizim ne düşündüğümüzün bir anlamı yokmuş gibi, nasıl yaşamamız gerektiğine bizim karar vermemiz önemsizmiş gibi, ne tarz bir hayatı benimseyeceğimizin hiçbir toplumsal değeri yokmuşçasına hep başkalarının söylediklerinin ne olduğunu merak ediyoruz.. Ve her zaman başkalarının değer yargıları, görüş açıları, diğerlerinin fikirleri ve düşüncelerine mahkum ediyoruz hayatımızı.. Hayatımızı başkalarının görüşlerine teslim ediyoruz..

Bizim dediğimiz bu coğrafyayı yaban kılıyoruz birbirimize.. Bu coğrafyada, her gün en az üç defa göz göze geliyor olsak, selamlaşıyor, dil ucu kırık kırpık muhabbetleşiyor olsak da, tanışmıyoruz... Biz birbirimizi tanımıyoruz evet; yüzlerini her gün gördüğümüz, her gün göz göze geldiğimiz insanlarla kocaman bir yabancılık psikolojisi ile yaşamaya çalışıyoruz... Başkalarının anlatımları ve söyledikleri ile değerlendiriyoruz varlığımızı.. Belki de ben bile kaçamıyorum bu bağnaz yargıdan.. Başkalarının yürekleri ve ruhlarıyla yaşıyoruz birbirimizi, kendimizin değil..

Pazarınız Keyifmola?

Candaş özer
Logged

Ben bir demirim, mıknatıstan kaçıyorum.
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 8239


View Profile
Re: Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın..
« Posted on: Mayıs 23, 2012, 04:17:41 ÖÖ »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

GİRİS  KAYIT
Anahtar Kelimeler: Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. oyunları, Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. programı, Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. oyunu indir, Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. program yükle, Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. download, Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. hikayeleri, Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. resimleri, Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. haber, Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. yükle, Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. videosu, Başkalarının yüreği ve ruhuyla tanıma beni.. Yanılırsın.. msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
iReMm
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Haziran 28, 2009, 02:03:52 ÖÖ »

PáyLáSim iCin téSékkürLér . .
Logged
 
sensizsevmek
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Temmuz 03, 2009, 11:25:33 ÖÖ »

paylaşım için teşekkürler...
Logged
 
NisaN
Aşk-ı Kıyamet
Administrator
Yeni Üye
*****

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2250




Asi Yürek


« Yanıtla #3 : Şubat 22, 2011, 09:47:00 ÖS »

bu yaziyi okudugumu hatirlamiyorum , oysa paylastigin herseyi okudugumu düsünürdüm...
mükemmel yazi hele hele insan kendisini icinde buluyorsa , yillar öncesine götürdün beni bir anda herseyi yeniden yasattin
tam olarak dokunan da aynen bu oldu:

Bana, beni soran olmadı hiç.. Sen, beni benden değil, hep başkalarından öğrendin.. Beni benimle tanımaya yeltenmedin hiç, hep başkalarının kendine göre doğru olan değerlendirmeleri ile tanıdın varlığımı.. Beni tanımak istiyorsan neden gelip benimle konuşmuyor da başkalarına danışıyorsun...? Neden beni bana değil de başkalarına soruyorsun? Diye soracak olsam.. Bunu sana sorsam! Cevabın “Herkes böyle yapıyor. Bütün insanlar, tanımak istedikleri insanı, onun çevresindeki insanlardan öğreniyor, ne var bunda” diye çıkışacaktın, biliyorum.. İşte o yüzden, ben sana herkes gibi biri geleceğim hep.. Çünkü sen, beni sıradan insanlardan öğrenmiş olacaksın..? Sırdan insanların kayıtsız ve anlamsız değerlendirmeleri ile tanıdın beni.. Sen bana herkes gibi biri pozisyonunda kalacaksın hep...


emegine saglik,
paylasim icin tesekkürler
Logged


Yaşamak isterken delice bazen ölmek için can atıyorum..

 
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır


Gitmek istediğiniz yer:  
Film Dizi Video Şiir Bilgi Paylaşım Sitesi - Toplist
Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2008, Simple Machines
MySQL | PHP | XHTML | CSS
Kadın, Çoçuk Sağlığı, Yemek Tarifleri, El işleri,Evlilik, Doğum